Dermatoloğa Gidilmesi Gereken, Gidilmezse Geri Dönüşü Olmayan Cilt Problemleri


Herkese merhabalar.

Ben Dermatoloji Uzmanı Dr. Ezgi Özkur.

Bugünün konusu, dermatoloğa gidilmesi gereken ama gidilmezse geri dönüşü olmayan problemler.

Bunlar çok önemli. Mutlaka fark ettiğimizde dermatoloğa başvurmalıyız. Erken tanı, erken tedavi ve erken teşhis çok önemli. Çünkü daha sonra çok geç olabilir.

Bu durumlar nelerdir?

Bu durumların tabii ki en önemlisi cilt kanseri, özellikle de melanom.

Melanom dediğimiz cilt kanseri küçük bir şekilde başlıyor, yavaş yavaş yayılıyor. Buradan lenf bezlerine sıçrayabiliyor.

Erken tanı ve tedavi sayesinde hastalığın sadece o bölgede lokal olarak tedavi edilmesiyle çok hızlı bir şekilde çözülebiliyor.

Bu nedenle fark ettiğimiz durumda mutlaka en hızlı şekilde dermatoloji uzmanına başvurmalıyız.

Peki nasıl tanıyabiliriz?

Özellikle melanoma yatkın kişiler; güneşli bölgelerde yaşayanlar, güneşle çok haşır neşir olanlar, cildinde çok beni olanlar, ailesinde veya kendisinde melanom dediğimiz cilt kanseri geçmişi olan kişiler, kızıl saçlılar, açık tenliler ve çocukluk döneminde çok fazla güneş yanığı geçirmiş kişiler melanoma daha yatkındır.

Bu kişilerin özellikle vücutlarını kendilerinin muayene etmesi çok önemlidir.

Vücudumuza üç ayda bir, dört ayda bir banyoda çıplakken bakmalıyız.

Hangi benimiz yeni çıktı?

Hangisi değişti?

Kendi benlerimizin ve vücudumuzun aslında farkında olmalıyız.

Melanomlarda çok basit bir ABCDE kuralı vardır.

A (Asymmetry): Benimiz asimetrikse, şekli bozuksa.

B (Border): Sınırları bozuksa, girintili çıkıntılıysa.

C (Color): Rengi değişikse, birden fazla renk içeriyorsa; kırmızı, açık kahverengi, koyu kahverengi gibi.

D (Diameter): Boyutu 6 milimetre, yani bir kurşun kalemin silgi başı kadar olan büyüklükten daha büyükse.

E (Evolving): Değişiyorsa, büyüyorsa veya renkleniyorsa.

Bunlar melanomun erken belirtileri olabilir.

Mutlaka geç olmadan dermatoloji uzmanına başvurmalıyız.

Peki dermatoloji uzmanı ne yapıyor?

Burada dermatoloji uzmanı dermoskop dediğimiz bir cihazla bakıyor. Biz bunun özel eğitimini alıyoruz.

Eğer herhangi bir riskli durum varsa, benin bir kısmını veya tamamını çıkararak patolojiye gönderiyoruz.

Patoloji bunun iyi huylu bir ben olduğunu söylerse, sınırlarını kontrol edip hastayı taburcu ediyoruz.

Eğer riskli bir bense, bazen çevresinden bir miktar sağlam deriyle birlikte çıkarmak gerekebiliyor.

Sonuç olarak erken tanı ve tedaviyle, yayılım yoksa bu çıkarma işlemi yeterli oluyor.

Yayılım varsa tabii ki onkoloji iş birliğiyle tedavi devam ediyor.

Bu nedenle erken dönemde melanom, yani derideki tümör hücreleri sadece deride sınırlıyken tanınması ve çıkarılması çok hayati, çok önemlidir.

Bu dönemde yakalanırsa çok kolaylıkla tedavi edilebilen bir hastalıktır.

Bu nedenle kişi mutlaka kendi benlerinin farkında olmalı, ara ara kendi öz muayenesini yapmalı ve herhangi bir risk varsa dermatoloji uzmanına başvurmalıdır.

Zaten birinci derece akrabalarında veya kendisinde melanom geçmişi olan kişilerde, cilt kanseri geçmişi bulunan kişilerde videodermoskop dediğimiz bir yöntem öneriyoruz.

Videodermoskop nedir?

Benleriniz bir cihaz ve bilgisayar sayesinde tek tek kaydediliyor. Hangi ben büyümüş, kaç milimetre olmuş kayıt altına alınıyor.

Belirli aralıklarla tekrar ben muayenesi yapılıyor ve yine kayıt altına alınarak önceki görüntülerle karşılaştırılıyor.

Videodermoskopi dediğimiz cihazlar hastanelerde, bazı kliniklerde ve muayenehanelerde bulunuyor ve belirli rutinlerle tekrar tekrar uygulanıyor.

Peki videodermoskopiyi her hastaya öneriyor muyuz? Herkes yaptırmalı mı?

Hayır.

Sadece dermatoloji uzmanlarının videodermoskopi ile takip edilmesi gerektiğini düşündüğü benleri olan kişilerde öneriyoruz.

Bunlar da dediğim gibi; çok fazla beni olan veya ailesinde ya da kendisinde cilt kanseri teşhisi ya da geçmişi bulunan kişiler oluyor.

Evet, çok melanomdan konuştuk. Şimdi gelelim ikinci konuya.

Daha basit, daha kolay düşünülüyor ama aslında o da kalıcı izler bırakabiliyor.

Hangi konu?

Akne, yani sivilce.

Akne ve sivilcede şöyle bir yanlış algılanma oluyor. Özellikle ergenlik döneminde ve ergenliğin başında ilk çıkan sivilcelerde:

“Ya ne olacak canım, sivilce değil mi? Sonuçta geçer.”

Geçer, gerçekten.

Sivilce dönemle birlikte geçebiliyor. Bu arada erişkin aknesi dediğimiz bir şey de var. Kırklı yaşlara kadar devam edebiliyor. Her zaman da geçmeyebiliyor.

Ama çoğunlukla ergenlik aknesi, ergenlik bitince geçiyor ve ergenlerin yüzde sekseninde gerçekten ergenlik aknesi görülüyor.

Peki neden tedavi önemli?

Çünkü iz bırakma riski olan sivilceler erken dönemde tedavi edilmezse yüzde çukurlar gelişebiliyor.

Ve bu çukurlar oturduktan sonra, geliştikten sonra tekrar yüzde yüz o cildi biz eski hâline döndüremiyoruz.

Tabii ki birçok yöntemimiz var. Dönem dönem paylaşıyorum.

Fraksiyonel lazerler, yağ enjeksiyonu, dolgu uygulaması, altın iğne, egzozom tedavileri, Resorface Ink dediğimiz yöntemler gibi birçok çukur tedavimiz mevcut.

Dermatoloji uzmanları özellikle bu işle spesifik olarak ilgileniyor ve kalan akne çukurlarını daha iyi hâle getirebiliyoruz.

Ama yüzde yüz düzeltemiyoruz.

Yüzde yüz düzeltebilmemizin tek yolu, erken dönemde işte o çukurlar kalmadan tedaviye başlamak ve tedavi etmek.

Bu nedenle uzun süren aknelerde, kırmızı veya kahverengi izi çok uzun kalan aknelerde, çukurlar oluşmaya başladıysa, özellikle deride seviye farkları görüyorsanız, normal kremlerle aldığınız tedavi olmuyorsa mutlaka ve mutlaka, yaş kaç olursa olsun; 10 da olsa, 25 de olsa, 35 de olsa dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor.

Erişkin aknesi daha çok polikistik over sendromuyla ilişkili olabiliyor. Yüzde yirmi gibi bir kısmı buna bağlı olabiliyor, yüzde sekseni ise kendiliğinden, yapısal olarak da çıkabiliyor.

Hastalar şöyle söylüyor bana:

“Ya ergenlikte bir tane bile aknem yoktu. Herkes cildimi çok beğenirdi. Hepsi 25 yaşından sonra çıkmaya başladı.”

İşte bu tam bir erişkin aknesi örneğidir.

Peki erişkin aknesi çukur bırakabilir mi?

Evet, o da bırakabilir.

25 yaşından sonra yeni çıkan akne de çukur bırakabilir.

Böyle bir risk varsa, iyileşmiyorsa, kremlerle kendiliğinden toparlamıyorsa mutlaka ve mutlaka geç olmadan dermatoloji uzmanına başvuruyoruz ve akne tedavimizi alıyoruz.

Evet, gelelim üçüncü konuya.

Saç dökülmesi.

Neden?

Çünkü saç dökülmesi çok ilerlediğinde o foliküllerin ağzı kapanıyor ve artık tekrar biz tedavi etsek bile o ilk hâline dönmüyor. Belli bir yüzde kadar artış sağlayabiliyoruz.

Bu nedenle özellikle ilerleyici tip saç dökülmelerinde, yani erkek tipi ve kadın tipi saç dökülmelerinde erken dönemde tedavi çok önemli.

Foliküller kapandıktan sonra deri daha böyle parlak, kel dediğimiz duruma geldiğinde aslında tek çözüm artık saç ekimi kalıyor.

Ama daha dökülme yeni başlamışken çok daha tedavi edilebilir bir rahatsızlık oluyor.

Saç dökülme tipleri nelerdir?

Burada bahsettiğim tip telojen effluvium değil aslında. Daha doğrusu akut telojen effluvium değil.

Çünkü kendini sınırlayan bir durum.

Neydi akut telojen effluvium?

Bu dökülme tipi dönemsel olarak artan dökülme tipidir.

Mevsim geçişleri, hızlı kilo verme, ameliyat durumları, ağır bir enfeksiyon atlatma veya ateşli bir enfeksiyon sonrasında belli bir dönem, genellikle altı ay boyunca saç fazları değiştiği için saç dökülmesi hızlanıyor.

Ama altıncı ayın sonunda kendini sınırlıyor.

Bu arada en çok yapan şey doğum, emzirme ve lohusalık.

Bunları doğuran anneler çok iyi bilir.

Saçlar avuç avuç dökülür ama üç ay sonra, beş ay sonra, maksimum altı ay sonra o saçlar tekrar çıkar, kendini bulur ve her şey düzenine girer.

Ben bu tarz dökülmelerden bahsetmiyorum.

Kronik ve ilerleyici erkek tipi, kadın tipi saç dökülmeleri ile kronik telojen effluvium dediğimiz, bu durumun kronikleşmesi gibi durumlardan bahsediyorum.

Bu durumlarda saç yavaş yavaş açılmaya, boşalmaya başlar.

Belli bir süre sonra artık dökülen saçın bulunduğu açık folikül kapanır.

Kapandıktan sonra artık biz ne yaparsak yapalım; mezoterapi, PRP, ilaçlar, minoksidil… Ne verirsek verelim o folikül artık saç üretme kapasitesini kaybetmiştir.

Bu nedenle orada kalıcı bir saç kaybı oluşur.

Özellikle erkek ve kadın tipi saç dökülmesinde, çekmelere bağlı saç dökülmesinde erken dönemde kullanılan minoksidil gibi tedaviler ve bizim burada uyguladığımız işlemler saçın o taze folikülünden çıkışını artırıyor.

Bunlar düzenli olarak yıllarca uygulandığında ve dermatoloji uzmanı kontrolü altında olunduğunda kelleşme yavaşlıyor ve o dökülme sınırlanabiliyor.

Bu nedenle yine saç dökülmesinde de erken tanı, erken tedavi ve düzenli dermatoloğa gitmek çok önemli.

Daha sonradan “Keşke.” dememek için önden önlemi almak lazım.

Bazen özellikle erkeklerde saç dökülmesi 14-15 yaşında bile başlayabiliyor.

Genetik paternde olanlarda genellikle bu yaştan itibaren tedavilere başlayabiliyoruz.

“Çok erken.” diye de düşünmemek lazım.

Evet, sanırım bu üç durum benim en önemli söyleyeceklerimden.

Tabii ki cildinizde değişen, büyüyen, farklılaşan herhangi bir durum olduğunda dermatoloji uzmanlarına başvurabilirsiniz.

En çok benim gördüğüm, “Keşke daha önce dermatoloğa gelseydim.” denilen durumlar bunlar.

Saç dökülmesi ile ilgili detaylı videomuzu burada izleyebilirsiniz.

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Sorularınızı yorumlara bekliyoruz.

Herkese iyi günler dilerim.

Yeni Yazılar

Dermatoloğa Gidilmesi Gereken, Gidilmezse Geri Dönüşü Olmayan Cilt Problemleri

Herkese merhabalar. Ben Dermatoloji Uzmanı Dr. Ezgi Özkur. Bugünün konusu, dermatoloğa gidilmesi gereken ama...

Güneş Kremi Nasıl Seçilir?

Herkese merhabalar. Ben Doç. Dr. Ezgi Özkur, dermatoloji uzmanıyım. Bugün, La Roche-Posay sponsorluğunda hangi...

2026 Cilt Bakım Trendlerini Yorumluyorum: Hangileri Gerçekten İşe Yarar?

2026’da sosyal medyada yeni gördüğüm cilt bakım trendlerinden hangisi gerçek ve uygulanabilir hangisi tehlikeli...

Yüzümüzü Değiştirmeden Gençleşebilmek Mümkün mü?

Herkese merhabalar. Ben Doktor Ezgi Özkurt, dermatoloji uzmanıyım. Bugünkü konumuz, yüzümüzü değiştirmeden gençleşebilmek. Genç...

Sık Sorulan Sorular

Dermatolojiye ne zaman gitmeliyim?

Cildinizde geçmeyen sivilceler, lekeler, kaşıntı, döküntü veya ani değişiklikler fark ettiğinizde dermatoloğa başvurmanız önerilir. Erken teşhis her zaman daha etkili sonuç sağlar.

Muayenede doktor cildinizi detaylı şekilde inceler, gerekirse dermatoskop gibi cihazlar kullanır. Şikayetinize göre tedavi planı oluşturulur ve size özel öneriler verilir.

Cildinizde makyaj olmaması tercih edilir. Ayrıca kullandığınız ürünleri ve varsa daha önce uygulanan tedavileri doktorunuza belirtmeniz faydalı olur.

Basit gibi görünen birçok cilt problemi aslında farklı nedenlere bağlı olabilir. Bu yüzden uzun süren veya tekrarlayan durumlarda mutlaka uzman görüşü almak önemlidir.
Bu, sorunun türüne göre değişir. Bazı tedaviler kısa sürede etkisini gösterirken, akne veya leke gibi durumlarda birkaç hafta ya da ay sürebilir. Düzenli takip bu süreçte çok önemlidir.